ANA SAYFA AKADEMİK ÇALIŞMALAR BİLİMSEL TOPLANTILAR BİLİMSEL MAKALELER YABANCI DİLDE MAKALELER ÖĞRENCİLERİME SİZDEN GELENLER

PROF.DR. MEHMET ZEKİ AYDIN'IN BİLİMSEL TOPLANTILARI

Listedeki bildirilerin özetlerine ve tam metinlerine ulaşmak için aşağıdaki linklere tıklayınız.


SEMPOZYUM


2015/1. 08.01.2015'de İstanbul'da MÜ Atatürk Eğitim Fakültesi ve Fazilet Eğitim Kurumları tarafından düzenlenen II. Temel Eğitim Sempozyumu (Ortaokul Sorunları)nda , "Ortaokulda Din Eğitimi" Başlıklı Bildiri.

2014/75. 21-23.11.2014'de Türkiye Yazarlar Birliği ve Eğitimciler Birliği Sendikası tarafından Ankara'da düzenlen "Türkiye III. Ahlak Şurası"nda, "Ailede Ahlak Eğitimi" başlıklı bildiri.

2014/63. 24.10.2014'de İstanbul Maltepe'de  ÇOGEYB (Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Yazarlar Birliği) Tarafindan Düzenlenen I. Uluslararasi Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Sempozyumu'nda, "Okulda Değerler Eğitimi Materyali Olarak Değer Sandığı Serisi Kitapları" Başlıklı Bildiri.

2014/54. Tunus Sfaks Üniversitesi Sosyoloji Bölümü ve Uluslararası Kültürlerarası Etkileşim Araştırmaları Derneği'nin (ARIC) 27-29 Ekim 2014 tarihlerinde Safks'da düzenlediği "Sosyal Biliş, Anlatım Biçimleri ve Kültürlerarasılık Uluslararası Sempozyumu'nda, "Gençlik Şarkıları ve Siyasi Mücadele (Cezayir Örneği)" başlıklı bildiri. (Ghania Dif Khelassı ile birlikte)

Colloque international : Cognition sociale, formes d'expression et interculturalité

 Organisé par le Département de sociologie à la FLSH de Sfax-Tunisie et l'Association internationale pour la recherche interculturelle (ARIC), Tunisie du  27 - 29 octobre 2014

2014/43. 19-21.06.2014'de Erzurum Valiliği, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanlığı,  Atatürk Üniversitesi ve Üsküdar Üniversitesi tarafından Erzurum'da düzenlenen Uluslararası İnsani Değerlerin Yeniden İnşası Sempozyumu'nda, "Okulda Değerler Eğitiminin İlkeleri ve Sorunları" başlıklı bildiri.

2014/42.  23-26.06.2014'de Öncü Eğitimciler Derneği tarafından düzenlenen, "I. Uluslararası Öncü Öğretmenler Zirvesi"nde, "Cezayir Ülke Raporu" başlıklı bildiri. (Ghania Dif Khelassı ile birlikte)

2014/28. 2-3.05.2014 tarihlerinde Hakkari'de Hakkari Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tarafından Düzenlenen Kadın ve Aile Sorunları Sempozyumu'nda "Günümüz Ailesinde Ebeveynlerin Çocuk Yetiştirmedeki Zorlukları: Yeni Neslin Yetişmesinde Ailede Ahlak Eğitimi" başlıklı bildiri.

2013/49. Uluslararası Kültürlerarası Etkileşim Araştırmaları Derneği'nin (ARIC) 9-13 Aralık tarihlerinde Rabat'taki 5. Muhammed Üniversitesi'nde düzenlediği Kongre'de "Batı Avrupa'da İslamofobinin Sosyolojisi" başlıklı bildiri. (Ural Manço ile birlikte).

XIVe Congrès de l'Association pour la Recherche Interculturelle (ARIC) qui se tiendra à l'Université Mohammed V - Souissi à Rabat (Maroc) du 9 au 13 décembre 2013; "La sociologie de l'islamophobie en Europe occidentale." (Avec Ural MANÇO).

2013/48. 23-24.11.2013'de Değerler Eğitimi Merkezi Tarafından İstanbul'da Düzenlenen Kuruluşunun 100. Yılında İmam Hatip Liseleri Uluslar Arası Sempozyumu'nda, "İmam Hatip Lisesi Öğretmenlerinin Disiplini Bozan Öğrenci Davranışlarına Karşı Tutumları" Başlıklı Bildiri. (Hayri Güzel İle Birlikte).

2013/43. Uluslararası Kültürlerarası Etkileşim Araştırmaları Derneği'nin (ARIC) 9-13 Aralık tarihlerinde Rabat'taki 5. Muhammed Üniversitesi'nde düzenlediği Kongre'de Türkiye'de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi'nde Diğer Dinler Öğretimi. (Hayri Güzel ile birlikte).

XIVe Congrès de l'Association pour la Recherche Interculturelle (ARIC) qui se tiendra à l'Université Mohammed V - Souissi à Rabat (Maroc) du 9 au 13 décembre 2013;  "L'enseignement d'autres religions en Turquie dans le cadre du cours de Culture religieuse et de Connaissances morales." (Avec Hayri GUZEL).

2013/41. 7-9 Kasım 2013'de Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi tarafından İstanbul'da düzenlenen 8. Ulusal Eğitim Yönetimi Kongresi'nde, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenlerinin Disiplini Bozan Öğrenci Davranışlarına Karşı Tutumları" başlıklı bildiri. (Hayri Güzel ile birlikte).

2013/38.  31.10-01.11.2013'de Necmettin Erbakan Üniversitesi Tarafından Konya'da Düzenlenen I. Ulusal Değerler Eğitim Kongresi'nde "Değerler Eğitimi Çalışmalarının Değerlendirilmesi" Başlıklı Bildiri. (Hayri Güzel ve M. Zikra Tanrıverdi ile birlikte)

2013/37. 31.10-01.11.2013'de Necmettin Erbakan Üniversitesi Tarafından Konya'da Düzenlenen I. Ulusal Değerler Eğitim Kongresi'nde "Değerler Eğitimi Etkinliklerinde Dikkat Edilmesi Gerekli Bazı Esaslar" başlıklı bildiri.

2013/33. Eskişehir'de 28-30 Kasım 2013 tarihlerinde Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Viyana'daki "Muslim Teachers Training College (MTTC)" tarafından ortaklaşa düzenlenen Uluslararası Küreselleşme Sürecinde Din Eğitimi Sempozyumu'nda "Din Öğretiminde Resim ve Müzikten Yararlanma" başlıklı bildiri.

2013/3. 28-29 Mayıs 2013'de Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü ve Akdeniz Üniversitesi tarafından düzenlenen Uluslararası Antalya Değerler Eğitimi Sempozyumunda, "Değerlerin Eğitimi Yaklaşımlarının Değerlendirilmesi" başlıklı bildiri.

2012/74. 30.3-1.4.2012'de Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Ankara'da düzenlenen Yaygın Din Eğitimi Sempozyumu'nda ''Zorunlu Eğitim ve Kur'an Kurslarının Geleceği'' bildirisi.

2011/70. "Vaazlarda Değerlendirme ve Geri Bildirim", Vaaz ve Vaizlik Sempozyumu  (Ankara, 17-18 Aralık 2011), Diyanet İşleri Başkanlığı, Ankara 2013, c:II, ss.117-129.

2011/68. "Arapçayı Nasıl Öğretelim?", İmam Hatip Liselerinde Arapça Öğretimi Sempozyumu 24-25 Aralık 2011, Akdem Yayınları, İstanbul 2013, ss.109-132.

2011/14. 9-10 Nisan 2011'de Adana'da Yuva Kurma ve Aileyi Koruma Derneği tarafından düzenlenen Sebep ve Sonuçlarıyla Boşanma Olgusu, Ulusal Aile Sempozyumu'nda "Allah'ın Hoşlanmadığı Helal Olan Boşanmadan Önce Neler Yapabiliriz?" başlıklı bildiri

2010/22. "Okulda Çalışan Herkesin Görevi Olarak Değerler Eğitimi" 10 Nisan 2010'da TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nde, Ceceli Eğitim Kurumlarının düzenlediği "Değerler Eğitimi Buluşması'nda sunulan bildiri.

2010/5. "Din Eğitimi ve Öğretimi ile Din ve Vicdan Özgürlüğü Sorunlarına Evrensel Hukuk Çerçevesinde Çözüm Önerileri", Memur Sen Uluslararası Demokrasi Kongresi -Bildiriler-, Ankara 25-27 Ocak 2010, ss.197-244.

Memur Sen Gazetesi, Şubat Mart 2010, sayı:14, ss.16-17.

2009/29. Yıldız Kızılabdullah ve Tuğrul Yürük'ün hazırladığı tebliği müzakere, Kuram ve Eylem Yönüyle Din Eğitiminin Teorik ve Felsefî Temelleri -Sempozyumu-, 8-9 Mayıs Konya 2010, Selçuk Ün. İF ve Konya İlahiyat Derneği, Konya 2010, ss.145-147.

2008/13. 22-23.02.2008'de Erciyes Üniversitesi ve Türk Dernekler Birliğinin işbirliğiyle Anvers/Belçika'da düzenlenen "I. Uluslararası Eğitim ve Kültür Bağlamında Avrupalı Türkler Kongresi'nde "Belçika'da İslamofobi" başlıklı bildiri. (Müşerref Yardım ile birlikte)

Aydın, Mehmet Zeki ve Yardım, Müşerref, "Belçika'da İslamofobi", I. Uluslararası Avrupalı Türkler Kongresi 'Eğitim ve Kültür', Erciyes Üniversitesi Yay. 2008 Kayseri, cilt: I, ss.58-71.

2005/6.  "Avrupa Birliği Ülkelerinde Din Öğretimi ve Türkiye İle Karşılaştırılması", 2-3 Mart 2005 tarihlerinde Yarınlar İçin Düşünce Platformu tarafından Ankara'da yapılan "Türk Milli Eğitim Sisteminde Din Eğitimi ve Öğretimi Sempozyumu"nda sunulan bildiri.

2002/4.  "Batı Avrupa Ülkelerinde Yaşayan Türkler İçin Din Görevlisi Yetiştirilmesi" Yaygın Din Eğitiminin Sorunları Sempozyumu, Kayseri 28-29 Mayıs 2002, EÜ İlâhiyat Fakültesi, Kayseri 2003, ss.269-283.

2001/4. "Avrupa Birliği Ülkelerinde Din Eğitimi Uygulamaları ve Türkiye İle Karşılaştırılması", Avrupa Birliğine Giriş Sürecinde Din Eğitimi Ulusal Sempozyumu, Sakarya 26-27 Mayıs 2001, Sakarya Ün. İlahiyat Fakültesi ve Değişim Yayınları, İstanbul 2002, ss.80-92.

2001/8. MEB tarafından düzenlenen sempozyumda, Prof. Dr. Beyza Bilgin ve Prof. Dr. Cemal Tosun'un bildirilerini müzakere. Din Öğretiminde Yeni Yöntem Arayışları Uluslararası Sempozyum Bildiri ve Tartışmalar, (28-30 Mart 2001 İstanbul), Ankara 2003, ss.734-735, 796-797.

2000/6. "Batı Avrupa Ülkelerinde Yaşayan Türkler İçin Din Görevlisi ve Din Dersi Öğretmenlerinin Yetiştirilmesi", Uluslararası Avrupa Birliği Şurası, İstanbul 3-7 Mayıs 2000, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2000, c: II, ss.404-420.

1997/2. "Program Geliştirme Açısından Bugünkü Lise Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Programları", Orta Dereceli Okullarda (İmam-Hatip Liseleri Hariç) Yürütülen Din Eğitim-Öğretim Problemleri" Sempozyumu, (1-2 Mayıs 1997), Kayseri İlâhiyat Bilimleri Araştırma Vakfı, 1998, ss.189-204.

1993/4."Din Öğretiminde Öğretmenlerin Branşlaşmaları", İmam Hatip Liselerinin Kuruluşunun 40. Yılı Münasebetiyle Tartışmalı İlmi Toplantı: Türkiye'de Din Eğitimi ve Öğretimi, (İstanbul 8-9 Kasım 1991), İslâm Medeniyeti Vakfı Yay., İstanbul 1993, ss.105-108.

SEMPOZYUM DEĞERLENDİRME/MÜZAKERE


2015/11. 24-25.04.2015'de Konya'da YECDER tarafından düzenlenen, VI. Ulusal Din Görevlileri Sempozyumu'nun Değerlendirme Oturumunda Konuşma.

2010/84. Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) tarafından 1-2 Aralık 2010 tarihlerinde Almanya Berlin'de gerçekleştirilen "3. Türkiye - Avrupa Forumu"nda müzakereci.

2004/7. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 20-24 Eylül 2004'te Ankara'da düzenlenen III. Din Şurası'nda komisyon üyesi ve Recai Doğan'ın bildirisini müzakere.

2003/13. "İmam Hatip Lisesi Arapça Ders Programı Uygulamalarıyla İlgili Sorunlar" Değerler Eğitim Merkezi tarafından 6-7 Aralık 2003 tarihinde İstanbul'da düzenlenen "İmam-Hatip Liselerinde Eğitim ve Öğretim" konulu toplantıda yapılan müzakere.

2002/8. "Yılmaz Özakpınar'ın İslam Dünyasında Kültür Değişmesi" adlı bildirisini müzakere, Kutlu Doğum 2002 Çağımızda Sosyal Değişme ve İslam, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 2007 Ankara, ss. 557-558.

2002/3. Prof. Dr. M. Faruk BAYRAKTAR'ın "Kur'an Kurslarının Sorunları ve Geleceği" başlıklı bildirisini müzakere. Yaygın Din Eğitiminin Sorunları Sempozyumu, Kayseri 28-29 Mayıs 2002, EÜ İlâhiyat Fakültesi, Kayseri 2003.

2001/9. TİDEF tarafından 20.01.20017de düzenlenen toplantıda, Kenan Demirtaş'ın ve Prof. Dr. Cemal Tosun'un bildirilerini müzakere, Din Eğitiminin Günümüzdeki Problemleri ve Çözüm Önerileri Tartışmalı İlmî Toplantı, Ankara 2001, ss.30-33, 48-49.

1997/4. Genel Öğretim İçinde Din Eğitimi ve Öğretimi, Bilimsel Toplantıda yapılan müzakereler, İFAV Yayınları, İstanbul 1997.

BİLİM KURULU ÜYELİĞİ

2015/.. Sonpeygamber.info tarafından 9-12 Nisan 2015'te düzenlenen "Türkiye'de Tüm Yönleriyle Siyer Çalışmaları" başlıklı sempozyumda bilim kurulunda üye.

2014/44. 19-21.06.2014'de Erzurum Valiliği, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanlığı,  Atatürk Üniversitesi ve Üsküdar Üniversitesi tarafından Erzurum'da düzenlenen Uluslararası İnsani Değerlerin Yeniden İnşası Sempozyumu'nda Bilim ve Danışma Kurulu üyeliği.  

2012/8. 14 Nisan 2012'de  İstanbul Kartal İHL'de Arapça Yarışmasında jüri üyesi.

2011/31. Çocuk Vakfı tarafından düzenlenen,  I. Türkiye Çocuk Hakları Kongresi bilim ve değerlendirme kurulu üyesi.

1997/2. "Program Geliştirme Açısından Bugünkü Lise Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Programları", Orta Dereceli Okullarda (İmam-Hatip Liseleri Hariç) Yürütülen Din Eğitim-Öğretim Problemleri" Sempozyumu, (1-2 Mayıs 1997), Kayseri İlahiyat Bilimleri Araştırma Vakfı, 1998, ss.189-204.

PANEL


2011/15 9-10 Nisan 2011'de Adana'da Yuva Kurma ve Aileyi Koruma Derneği tarafından düzenlenen "Sebep ve Sonuçlarıyla Boşanma Olgusu, Ulusal Aile Sempozyumu"nda "Boşanmaları Önlemede Yeni Yaklaşımlar Paneli"nde panelist.

2010/33. 7 Mayıs 2010 saat:20'de Sivas Belediye Nikah Salonunda Sivas İmam Hatipliler Derneği tarafından düzenlenen "Aile İçi İletişim, Nikah, Talak" konulu panelde konuşmacı.


2014/43.  “Okulda Değerler Eğitiminin İlkeleri ve Sorunları

OKULDA DEĞERLER EĞİTİMİNİN İLKELERİ VE SORUNLARI1

Prof.Dr. Mehmet Zeki AYDIN2

Millî Eğitim Bakanlığı 2010 yılından itibaren ilk ve orta dereceli okullarda değerler eğitimi çalışmalarının yapılmasını istemektedir. Bakanlığın değer eğitimi çalışmaları istemesiyle okulda yönetici ve öğretmenler bir arayışa geçtiler ve birçok başarılı çalışmalar yaptılar.Bu bildiride okulda yapılan değerler eğitimi çalışmalarının ilkeleri ve yapılan çalışmaların sorunları üzerinde durulacaktır.

Devamı


2014/42. “Cezayir Ülke Raporu (Ghania DİF KHELASSI ile birlikte)

CEZAYİR DEMOKRATİK HALK CUMHURİYETİ EĞİTİM RAPORU

Prof.Dr. Mehmet Zeki AYDIN

Dr. Ghania DİF KHELASS

Tarih: Tarih boyunca birçok medeniyetin geliştiği Cezayir’de yerleşik bulunan ilk topluluk berberiler olup, VII. yüzyıldan itibaren Cezayir Arap egemenliğine geçmiştir.

Osmanlı Dönemi (1514-1830)

Fransız Sömürge Yönetimi ( 1830-1962)

Bağımsızlık Sonrası Dönem (5 Temmuz 1962)

Haziran 1990 tarihinde ilk kez çok partili seçim yapılmış ve yerel yönetimlere ilişkin bu seçimi FIS ( Front İslamique du Salut) kazanmıştır. Aralık 1991‘de yapılan iki aşamalı Ulusal Halk Meclisi seçimlerinin ilk turunu da FIS partisinin kazanması siyasi krize yol açmış ve ülke yaklaşık on yıl karışıklık yaşamıştır.

2014 tarihinde Abdelaziz Bouteflika 4. kez cumhurbaşkanlığına seçilmiştir.

GENEL BİLGİLER

Resmi adı : Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti

Başkent : Cezayir

Yönetim şekli : Cumhuriyet- Başkanlık

Yüzölçümü : 2.381.740 Km

Arazi Durumu : % 4 Tarım alanı, % 9 Yüksek plato, % 87 çöl

Nüfus : 37,9 milyon (2013)

Nüfus dağılımı : Kentsel % 80; kırsal % 20

Vilayet Sayısı : 48

Başlıca şehirler : Cezayir, Oran, Constantine, Annaba, Batna, Blida, Setif, Chlef, Djelfa, Sidi Bel Abbas, Tlemcen, Skikda, Bejaia, Ghardaıa, Tizi- Ouzou,

Dini : % 99’8 Sünni Müslüman, % 0.2 Hıristiyan, Yahudi

Devamı


2014/28 YENİ NESLİN YETİŞMESİNDE AİLEDE AHLAK EĞİTİMİ Günümüz Ailesinde Ebeveynlerin Çocuk Yetiştirmedeki Zorlukları

YENİ NESLİN YETİŞMESİNDE AİLEDE AHLAK EĞİTİMİ 

Prof.Dr. Mehmet Zeki AYDIN

Ahlak Nedir?

Ahlak, farklı düşüncelere göre farklı şekilde değerlendirilmekte ve bu nedenle de farklı tanımlanmaktadır. Kısaca belirtmek gerekirse ahlak, insanın bir amaca yönelik olarak kendi arzusu ile iyi davranışlarda bulunup kötülükten uzak olmasıdır. Yine ahlak, bir toplumda insanların uymak zorunda oldukları davranış kurallarıdır.

Ahlakın gerekliliği ve önemi konusunda çok şey söylenebilir. Bu konudaki bir soruya verilecek en basit cevap, ahlak olmazsa toplum da olmaz, yani insanlar ahlaksız bir arada yaşayamazlar şeklindedir. İnsanlar hangi durumlarda nasıl davranmaları gerektiğini bildikleri takdirde, başkalarının nasıl davranacağı hakkında da güçlü tahminlerde bulunabilir ve böylece güvenlik duygusu içinde yaşarlar. Neyin iyi, neyin kötü olduğu hakkında ortak bir anlayış bulunmasaydı, insanlar arasında düzen ve huzur yerine tam bir kargaşa hüküm sürerdi.

Ahlak bir inanç ve düşünce sistemidir, üzerimizdeki elbise ve başımızdaki şapka gibi maddî bir varlığı yoktur. Fakat unutmamalıyız ki, insanları bir arada tutan şeyler maddî bağlardan daha çok manevî bağlardır. Örneğin, anlaşma aracı olarak kullandığımız dil, tamamen manevî bir sistemdir. İşte ahlaki değerler de manevî değerlerin en önemlileri olduğu için daima ön planda tutulmuştur. Manevî sistemlerin en ilerisi olan dinler de büyük ölçüde birer ahlak sistemidirler.

Devamı


2013/33 Din öğretiminde resim ve müzikten yararlanma

DİN ÖĞRETİMİNDE RESİM VE MÜZİKTEN YARARLANMA

Prof.Dr. Mehmet Zeki AYDIN

ÖZET

Din öğretimini daha etkili kılmanın yollarından biri sanattan yararlanmadır. Bütün dallarıyla güzel sanatlar, çocuklara düşünme ve yaratıcı güçlerini geliştirmelerine yönelik en elverişli ortamı hazırlayan eğitim alanlarıdır. Müzik, resim, tiyatro, edebiyat güzel sanatların başta gelen dallarını oluşturmaktadır

Bu çerçevede din öğretiminde resim ve müzik etkinliklerine yer verilebilir.

Sanat etkinliklerinin başında resim gelir. Derste belli konuların öğrencilere verilerek bunu resimlerle ifade etmeleri istenebilir. Örneğin öğretmen, öğrencilere 'aydınlık, karanlık, merhamet, adalet, zulüm, paylaşma, yardımlaşma, vefa, sabır, sevgi, saygı' kavramlarının kendileri için ne ifade ettiğini sorabilir. Bu konuda öğrenciler resim yapabileceği gibi, gazete, dergi vb. yerlerden kestikleri resimleri defterlerine yapıştırabilirler.

Okulda müzik eğitimi bireyi kişisel olarak şarkı söylemeye ve müzik yapmaya, sanatın yüceliklerini anlamaya yöneltmekle kalmaz, kişiliğin biçim alması, okulun toplumsal hayatının teşvik görmesine de yardım eder. Bundan dolayı müziğin, öğretim etkinliklerinin içinde yer alması bir zorunluluk olarak kabul edilebilir. Çocuğun gelişme basamağına uygun olarak dinî içerikli bazı olaylar müzik eşliğinde sahnelenebilir.

Devamı


2013/3. "Değerlerin Eğitimi Yaklaşımlarının Değerlendirilmesi"

DEĞERLERİN EĞİTİMİ YAKLAŞIMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Prof.Dr.Mehmet Zeki AYDIN

Hayat boyu bireyin çabaları ve çevrenin etkisiyle oluşan değer kazanımı, ailede başlar, okul ile devam eder. Değerler eğitiminde  "Nasıl öğretmeliyim?" sorusu, hemen her öğretmenin sürekli zihnini kurcalayan bir soru olmuştur. Değerler eğitiminde hangi yaklaşımların ve yöntemlerin uygulanacağı hususunda farklı görüşler bulunmaktadır.

Değerler konusunda farklı düşünceler olsa da hemen hepsi de değerlerin yetişmekte olan nesillere aktarılması ve kazandırılması düşüncesindedir. Nitekim değerler eğitiminin tarihi gözden geçirildiğinde, değerlerin, eğitim öğretimin bir parçası olması gerektiğine dair fikir birliği olduğu görülmektedir. Ancak bunun nasıl yapılacağı konusu özellikle 20. yüzyılda çok tartışılmıştır. Hatta farklı alanlardan uzmanları içine alan bu konu bugün çok karmaşık bir tartışma halini almıştır.

Okullarda kazandırılmak istenen değerler, geleneksel telkin yöntemiyle aktarılabileceği gibi değer açıklama yaklaşımı ile öğrencinin kendi değerlerinin farkına varması yoluyla da sağlanabilir. Ayrıca öğrencinin değerlerini anlamak ve değerinin sistematik çözümlemesini yapmak amacıyla değer çözümlemesi yaklaşımları da kullanılmaktadır.

Bu bildiride, önce okulda değerler öğretiminde kullanılan yaklaşımlar açıklanacak sonra bunların değerlendirilmesi yapılacaktır.

DEĞERLER ÖĞRETİMİ YAKLAŞIMLARI

Okullarda değer öğretiminin nasıl yapılması gerektiği konusunda farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Kore savaşının ardından, Amerika'da en çok dikkat çeken iki ana ahlak eğitimi yaklaşımı ortaya çıkmıştır.        

Devamı


2011/68 Arapçayı Nasıl Öğretelim.

ARAPÇAYI NASIL ÖĞRETELİM

Prof.Dr. Mehmet Zeki AYDIN

1.GİRİŞ

Ülkemizde İlahiyat Fakültelerinde, İlköğretim Din Kültür v Ahlak Bilgisi Eğitimi Bölümlerinde ve İmam-Hatip Liselerindeki meslek dersleri içinde, Arapça dersi bir anlamda anahtar konumundadır. Başta Kur'an ve Hadis olmak üzere dinî kaynaklar Arapçadır. Bu nedenle meslekî metin/diyalogları okuyup anlayabilmek için bu dili öğrenmek gerekmektedir. Bunun yanında Arapça konuşan insanlarla sözlü ve yazılı iletişim kurma isteği de söz konusundadır. Bu sebeplerle Arapça öğretiminde hangi yöntemlerin kullanılacağı önemli bir konudur.

Bu çalışmada, Arapça nasıl öğretileceği üzerinde durulacak, kısaca Arapça öğretiminin amaçlarından, kitaplarından bahsedilecek ve ayrıntılı olarak öğretim yöntemleri açıklanacaktır.

2.ARAPÇA ÖĞRETİMİNİN AMAÇLARI

 Eğitimde,

"niçin öğreteceğiz?" sorusunun cevabı eğitimin amaçlarını;

"nasıl öğreteceğiz?" sorusunun cevabı, öğretim yöntemlerini;

"ne ile öğreteceğiz?" sorusunun cevabı, eğitim araç ve gereçlerini;

"eğitimin sonunda ne kadar öğrettik?" sorusunun cevabı ise

ölçme ve değerlendirme konusunu oluşturur.

Öncelikle şunu ifade etmekte yarar vardır: Arapça bizler için bir yabancı dildir ve öğretimi yapılırken çağdaş yabancı dil öğretimi ile ilgili kurallara da uyulmalıdır. Bu nedenle, (özellikle başlangıç döneminde), tüm yabancı dil öğretiminde kabul edilen dört temel beceri olan, dinleme, anlama, okuma, konuşma, yazma becerilerinin kazandırılması hedeflenmelidir. Dolayısıyla Arapça öğretiminin genel amaçları şunlar olmalıdır:

1.        Düzeyine uygun, okuduğu Arapça metinleri anlama.

2.        Dinlediği bir Arapça konuşmayı anlama.

3.        Arapça sözlü iletişim kurma.

4.        Arapça yazılı iletişim kurma.

5.        Arapça basılmış yayınları izleme.

6.        Öğrenmekte olduğu Arapçayı kullanmaya istekli olma.

Öğretim programının unsurlarından,  eğitim durumları veya öğretim süreçleri,  "belirlenen amaçlara nasıl ulaşılır?"  sorusunun cevabı olan,   öğretmen -öğrenci etkileşimini,  araç-gereç ve öğretme yollarını ifade eder.   Burada Arapça öğretim yolları üzerinde durulacaktır. Ancak, öğretme yollarından önce öğretme ilkelerini açıklamakta yarar vardır

http://www.ensar.tv/default.asp?section=arsiv&cat=muhtelif_videolar&id=310

Devamı


Vaazlarda Değerlendirme ve Geri Bildirim

VAAZLARDA DEĞERLENDİRME VE GERİ BİLDİRİM

Prof.Dr. Mehmet Zeki AYDIN

Vaazlar din eğitiminin vazgeçilmez yöntemlerindendir. Değişen dünyamızda geleneksel yöntemlerin, geliştirilmesi, hizmetlerin hızlı, etkin bir şekilde mümkün olan en geniş alana yayılması gereği açıktır. Her önemli iş gibi bir yaygın eğitim hizmeti olarak vaazlar da planlı bir şekilde yapılmalıdır. Bu yapılırken eğitim bilimlerinin verilerinden yararlanmak gerekmektedir. Eğitim faaliyetlerinin değerlendirilmesi önemlidir ve eğitimde program geliştirme uzmanları bu konu üzerinde çalışmakta ve eğitimin hizmetine sunmaktadır. Bu konuşmada eğitim bilimleri verileri ışığında vaazlarda değerlendirme ve geri bildirim üzerinde durulmuştur.

Günümüzde eğitim, insanların davranışlarında belli amaçlar doğrultusunda değişiklik oluşturma süreci ve bir sistem olarak ele alınmaktadır. Eğitimin bir sistem olarak ele alınması planlı etkili eğitim yolları arama çabalarına hız vermiştir.

Sistem, bir bütünün parçaları arasındaki düzenli ve sürekli ilişkiler düzeni demektir. Sistemin girdi, işlem, çıktı ve geri bildirim (dönüt) öğeleri vardır.

Girdi        İşlem/Süreç        Çıktı/Ürün

Geribildirim                        Geribildirim        

GİRDİ: Sistemin hedefini gerçekleştirmek için dışarıdan alınan ve gerekli olan her türlü malzemedir. Her sistemin girdisi o sistemin hedefine uygun nicelik ve nitelikte olmalıdır.

İŞLEMLER (Süreç): Sistemin girdilerinin hedefler doğrultusunda işlendiği, biçimlendirildiği, yeniden oluşturulduğu, yeni hedeflenen ürün durumuna getirildiği bölümdür. İşlemler, amaçların nasıl gerçekleştirileceğini açıklar ve eğitimde işlemler yöntemler ile araç gereçlerden oluşur.

ÇIKTI: Girdilerin süreç bölümünden hedefler doğrultusunda biçimlendirilip oluşturulmasının sonunda ortaya çıkan ürünlerin tümüdür.

Devamı



2011/14.  Allah'ın hoşlanmdığı helal olan boşanmadan önce ne yapabiliriz?

ALLAH'IN HOŞLANMADIĞI HELÂL OLAN BOŞANMADAN ÖNCE NE YAPABİLİRİZ?

Prof.Dr. Mehmet Zeki AYDIN

       İslâm'a göre boşanma¸ insan hayatında karı koca için, özellikle de çocuklar için büyük yaralar açan Allah'ın hoşuna gitmeyen ama izin verdiği bir helaldir. Bu nedenle eşler boşanma kararı verirken çok düşünmeli, istişare etmeli ve gerekirse uzman yardımı almalıdırlar. Boşanmadan önce yapılabilecek birçok şey vardır. Burada boşanmadan önce yapılabilecekler açıklanacaktır.

       Problem

Son yıllarda ülkemizde boşanmaların arttığından bahsedilmektedir. Evet¸ bu doğrudur¸ boşanma oranları artmaktadır.  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)'nun verilerine göre¸ 2009 yılında 591 bin 742 çift yuva kurarken¸ 114 bin 162 çift boşanmayı tercih etti. 2008 yılında 641 bin 973 çift dünya evine girmiş¸ 99 bin 663 çift de boşanmıştı. Evlenme hızı 2009 yılında binde 8¸23; boşanma hızı 2009 yılında binde 1¸59 oldu. 2009 yılında boşanmaların en yüksek olduğu bölge binde 2¸27 ile Ege Bölgesi olurken¸ Ege Bölgesi'ni binde 2¸01 ile Batı Anadolu bölgesi izledi. Boşanma hızının en düşük olduğu bölgeler ise binde 0¸58 ile Kuzeydoğu Anadolu oldu.  Hemen belirtelim¸ son yıllarda artmış olmasına rağmen birçok ülkeye özellikle Batı ülkelerine göre¸ boşanma oranı ülkemizde oldukça düşüktür.

Evlilik mutlu olmak için yapılır ve mutlu olmak herkesin hakkıdır. Ancak aile hayatında her zaman mutluluğu yakalamak mümkün olmuyor. Evliliğin devam edemeyeceği anlaşılınca boşanma gündeme gelmektedir.

İslâm'a göre boşanma¸ Peygamber Efendimiz tarafından Allah'ın sevmediği helâl olarak belirtilmiştir. Çünkü evlilikte esas olan¸ ölünceye kadar devam etmesidir. Anadolu'da gelin olan kıza¸ "Duvakla gir¸ kefenle çık." denilmesinin altında bu ilke yatmaktadır. Aynı şekilde geleneğimizde¸ evlenen çiftlere¸ "Bir yastıkta kocasınlar." duası yapılır. Ancak bazı dinlerde olduğu gibi¸ dinimizde boşanma yasağı yoktur. Çünkü bazı durumlarda evliliğin devam etme imkânı kalmamakta ve ayrılık mecbur hâle gelmektedir.

İslâm dini çeşitli nedenlerden dolayı¸ boşanma hakkını erkeğe vermiştir. Ancak¸ karşılıklı anlaşma sonucunda erkek hanımına boşanma yetkisi verebilir. Boşanma¸ dinimizde bazı kurallara bağlanmıştır. Bu kurallarda dikkati çeken kadının mağdur edilmemesi esasıdır. Örneğin¸ erkek karısını âdetli iken boşayamaz.

Devamı


2008/13. Belçika'da İslamofobi

Bu tebliğde, öncelikle kısaca İslamofobi konusunda bilgi verilecek, sonra Belçika’da Müslümanlara yapılan ayrımcılıklar ve

İslamofobi diyebileceğimiz örneklere yer verilecek ve son olarak da çözüm önerileri sunulacaktır.

Prof.Dr.Mehmet Zeki AYDIN[1


İslamofobinin Tanımı

İslamofobi kelimesi anlam olarak "İslam korkusu" demektir. Terim olarak İslam'dan ve Müslümanlardan korkma, çekinme tutumunu ifade eder. Kelime son yıllarda kullanılmaya başlanmış olup 11 Eylül saldırısından sonra sık sık gündeme getirilmektedir.

Tarihî kökleri İspanya'da Endülüs'ün İslam tarafından fethedilmesine kadar iner. Haçlı seferlerine asker devşirmek isteyen Kilise mensuplarının yaptığı propagandalar ile düşünce zemini Hristiyanlığa karşı tehditler ve tehlikeler üzerinde oluşturulmuş olan "İslamofobi", İslam ile Hristiyanlar arasındaki ilişkilerin, tanışıklığın yaygınlık kazanması ile yüzyıllar içerisinde azalmış iken yaklaşık son 10 yıldır yeniden yaygınlık kazanmıştır.

İslamofobi, özellikle 11 Eylül 2001 tarihinde New-York'taki "İkiz Kuleler" saldırılarından sonra Hristiyan dünyasında daha önceki yabancı düşmanı ırkçı eğilimlerden kaynaklanarak şiddetlenmiştir. Avrupa ülkelerinde işsizlik, nüfusun yaşlanması gibi yeni durumların beslediği yabancı düşmanlıklarının en önemli öznesi olarak Müslümanlardan korku giderek bir paranoyaya dönüşmüştür. Bu paranoyanın bazı güç odakları tarafından manipüle edildiği de düşünülmektedir.

Devamı


2007/90. “Belçika’da İslamofobi”

Eski Yeni Yayınları tarafından 3 Kasım 2007 tarihinde Ankara Kocatepe Cami Konferans Salonunda düzenlenen, Batı Dünyasında İslamofobi ve Anti-İslamizm Paneli’nde panelist olarak yapılan konuşma.



2006/62. “Avrupa Birliği Sürecinde Dinî Kurumlar ve Din Eğitimi”

İSAV tarafından 17-19 Kasım 2006’da İstanbul Eresin Otelde düzenlenen “Avrupa Birliği Sürecinde Dinî Kurumlar ve Din Eğitimi” konulu Milletlerarası Tartışmalı İlmî Toplantıda “Celine Beraud’un tebliğini müzakere.


17-19 kasım 2006 tarihlerinde  İstanbul Eresin Otelde İSAV tarafından düzenlenen AVRUPA BİRLİĞİ SÜRECİNDE DİNİ KURUMLAR VE DİN EĞİTİMİ konulu Milletlerarası Tartışmalı İlmî Toplantıda,

Doç. Dr. Céline BÉRAUD’un  “Avrupa Kurumları ve Dinî Öğretim Meselesi: Güncel Bir Tartışma” başlıklı tebliğinin müzakere metni.[1]

Prof.Dr. Mehmet Zeki AYDIN[2]

Öncelikle, bu güzel sunusu için Bayan Béraud’a teşekkür ediyor, kendisini kutluyorum.

Sayın Béraud’un aşağıdaki görüşlerine katıldığımı belirtmek istiyorum veya dikkat çekmek istiyorum. Son birkaç yıla kadar Avrupa ülkelerinde din eğitimi tartışmalarına rastlanmıyordu. Ancak, 11 Eylül olayından sonra konu tekrar tartışılmaya başlandı. Bu tartışmaların bir diğer nedeni veya tartışmaları körükleyici olarak Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan Müslümanların çocuklarının din eğitimi sorunlarını belirtmek gerekir. Özellikle Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde İslam din dersi, camilerde yapılan din eğitimi çalışmaları oldukça yoğun biçimde ülkelerin gündemlerini oluşturmaktadır.

Avrupa Birliği belgelerinde din eğitimiyle ilgili kararlar konusunda ayrıntılı esaslar yer almamakta, bu konuda ülkelere göre değişik uygulamalar bulunmaktadır.

Türkiye’de din eğitimi sorunu, yaygın olarak tartışılmakta ve sürekli güncelliğini korumaktadır. Öyle anlaşılıyor ki, bu tartışmalar daha uzun süre devam edecektir. Türkiye’nin Avrupa Birliğine aday olması,  tartışmalara ayrı bir boyut daha kazandırmaktadır.

Avrupa Birliği ülkelerindeki uygulamalar bilinmeden, herkes kendi kafasında oluşturduğu Avrupa çerçevesinde değişiklikler beklemektedir. Bu konuda kimi çevreler, Avrupa ülkeleri okullarında zorunlu din dersi yoktur derken kimileri de, Avrupa Birliğine girersek dinî özgürlüklerimizin artacağını söylemektedir. Bu konuda cevaplandırılması gereken iki soru şudur:

1. Avrupa Birliği bizim din eğitimimizi ne kadar değiştirecek?

2. Din eğitimi uygulamalarında Avrupa ülkelerinin hepsinde durum aynı mıdır?

Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da tartışmaların çoğu zaman bilimsellikten uzak olduğu gözlenmektedir.

Devamı


2006/57. "Hangi Avrupa İçin Hangi Eğitim"

GERFEC (Avrupa Hristiyan Öğreticiler İçin Eğitim ve Araştırma Grubu) ve Değerler Eğitimi Merkezi tarafından 29 Temmuz - 5 Ağustos 2006 tarihlerinde İstanbul DEM’de düzenlenen  "Hangi Avrupa İçin Hangi Eğitim" konulu workshop.


Prof.Dr.Mehmet Zeki AYDIN[1

GERFEC

Le Groupement Européen d’Etude et de Recherche pour la Formation des Enseignants Chrétiens

5, rue Trubner 6700 Strasbourg, tél : 00 33 388 35 03 90/ fax : 00 33 388 36 70 74/

 e-mail : g.caffin@libertysurf.fr

Stage « A »

22 to 30 July 2006

Theme:

What sort of Education for what sort of Europe?

Course organisers

Mehmet Zeki Aydın- Turkey

Monique Chauvet - France

Kari Flornes - Norway

Devamı


2005/6. “Avrupa Birliği Ülkelerinde Din Öğretimi ve Türkiye İle Karşılaştırılması”

AVRUPA Birliği ÜLKELERİNDE DİN öğretimİVE TÜRKİYE İLE KARŞILAŞTIRILMASI[1]

Prof.Dr. Mehmet Zeki AYDIN[2]

Bu tebliğde, önce Avrupa ülkelerindeki din öğretimi uygulamaları hakkında bilgi verilecek ve ardından da Türkiye’deki din öğretimi uygulaması ile karşılaştırılacaktır.

Problem

Çeşitli ülkelerdeki din eğitimi uygulamalarının bilinmesi ve Türkiye ile karşılaştırılması, karşılaştırmalı eğitim bilimi ve Türkiye’deki din eğitimi tartışmaları açısından önem taşımaktadır.

Türkiye’de din eğitimi sorunu, yaygın olarak tartışılmakta ve sürekli güncelliğini korumaktadır. Öyle anlaşılıyor ki, bu tartışmalar daha uzun süre devam edecektir. Türkiye’nin Avrupa Birliğine aday olması,  tartışmalara ayrı bir boyut daha kazandırmaktadır.

Avrupa Birliğine girme süreci içerisinde olan Türkiye’de birliğe tam üyelikle birlikte bir çok şeyin değişmesi kaçınılmazdır. Bu çerçevede Avrupa Birliği üyeliği ile eğitimimizde özellikle de din eğitimi uygulamalarında nasıl değişiklikler olacaktır? Avrupa Birliği, din eğitimi konusunda Türkiye’den bazı değişiklikler isteyecek midir? Bu vb. sorular zaman zaman sorulmakta ve çoğu zaman Avrupa Birliği ülkelerindeki uygulamalar bilinmeden, herkes kendi kafasında oluşturduğu Avrupa çerçevesinde değişiklikler beklemektedir. Bu konuda kimi çevreler, Avrupa ülkeleri okullarında zorunlu din dersi yoktur derken kimileri de, Avrupa Birliğine girersek dinî özgürlüklerimizin artacağını söylemektedir. Bu konuda cevaplandırılması gereken iki soru da şudur:

1. Avrupa Birliği bizim din eğitimimizi ne kadar değiştirecek?

2. Din eğitimi uygulamalarında Avrupa ülkelerinin hepsinde durum aynı mıdır?

Devamı


2004/13. "İslâm Ve Barış"

İSLÂM ve BARIŞ

Prof.Dr. Mehmet Zeki AYDIN

Sivas CÜ İlâhiyat Fakültesi

İslâm, kelime anlamıyla teslim olmanın yanında barış, huzur, selamet, emniyet ve güven vermek anlamlarına gelir. Terim olarak, son tevhit dini olan İslâm dinini ifade eder. Barış ise, insan hayatını yıkan veya hayatın zevklerinden mahrum eden silahlı mücadelenin yokluğu, savaş ve çatışmanın olmaması hâlidir. Barışın zıttı savaştır.

Bireyler ve toplumlar arası ilişkilerin teme­linde barışın mı, yoksa savaşın mı bulunduğu tartışma konusu olmuştur. İlk insandan bu yana, savaşların, çatışmaların daima ön plânda yer aldığını görürüz. Tartışılan bir diğer konu da “İnsan yaratılıştan iyi midir, kötü müdür? sorusudur. Bu soruya, “İnsan insanın kurdudur.” diyen düşünürler olduğu gibi insanın doğuştan tamamen iyi olduğunu iddia edenler de olmuştur.  İslâm, insanın bozguncu, bencil ve kötü özelliklerini inkar etmez. Ancak insan olmanın temel özellik­lerini göstermeyi de ihmal etmez. Bu durum, Kur’an’da insanın yaratılışının anlatıldığı bölümde, Al­lah'ın "Yeryüzünde emirlerimi yerine getirip varlıklar üzerinde tasarrufta bulunacak bir halife yaratacağım." buyurduğu ve meleklerin "Yeryüzünde fesat çıkarıp kan dökecek birisini mi yaratacaksın?" diye sorduğu, buna karşılık Hz. Adem'e bütün isimleri öğrettiği bildirilmektedir. (2/Bakara 30) Bu ayetlerden anladığımıza göre, insanın hem halifelik yönü hem de olumsuz yönü bulunmaktadır. Bu durumda ister istemez akla şu zoru takılmaktadır. Gerek bireyler, gerekse toplumlar arasındaki ilişkilerde insanların halifelik yönü mü, yoksa hayvanî yönü mü esas olmalıdır? (2/Bakara 208; 16/Nahl 125; 5/Mâide 2)

Devamı


2004/7. III. Din Şurası’nda komisyon üyesi ve Recai Doğan’ın tebliğini müzakere.

Bu yazı, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 20-24 Eylül 2004’te Ankara’da yapılan III. Din Şurası’nda Recai Gündoğan’ın Avrupa’da Kur’an-ı Kerim ve Dinii Bilgiler Kursları: Problemler ve Çözüm Önerileri ( Almanya Örneği) başlıklı tebliğini müzakere metnidir, III. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2005, ss. 410-412.

Prof.Dr.Mehmet Zeki AYDIN[1

Şimdi, ikinci müzakerecimizi davet ediyorum; Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın, buyurun.

Prof. Dr. M. Zeki Aydın - Teşekkür ediyorum Hocam.

Önce, tüm değerli hocalarımı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Recai Bey, 15 sayfalık tebliğini burada tam sunamadı. Tebliğinde, önce Kur'an kurs­larının durumunu ortaya koyuyor, sorunları açıklıyor ve arkasından da öneriler geliştiri­yor. Ben, ilgili arkadaşların, özellikle tebliği ayrıntılı olarak okumalarını tavsiye ediyorum. Ben de katkıda bulunmak üzere görüşlerimi açıklamak istiyorum.

Sabahleyin açılış oturumunda Diyanet İşleri Başkanımız şöyle bir şey demişti: "Kısa vadede, orta vadede ve uzun vadede uygulanmak üzere çözüm önerileri, somut öneriler bekliyorum." Ben de bu çerçevede, önce 2000 yılında Avrupa Birliği Şurasında, 2002 yı­lında Kayseri'de sunduğum tekliflerimi tekrarlıyorum. Öncelikle sorunu temelinden almak ve ona göre çözüm arayışına girmek daha uygundur. Bu sorunun temelinde, Avrupa'da­ki insanlarımızın yerinin belirlenmesi yatmaktadır. Artık, Avrupa'daki işçilerimize geçici, gurbetçi işçi şeklinde bakmamak gerekiyor. Onlardan geri dönecek kimse yok gibidir. Do­layısıyla onlar orada kalıcıdırlar. O zaman, onların kendilerini adlandırdığı gibi, biz de kendilerine "Batı Avrupa Türkleri" diyelim. Batı Avrupa'da yaşayan Türklerin çeşitli so­runları, ihtiyaçları var, kendileri orada nasıl kalıcı iseler, sorunları da kalıcıdır. Dolayısıyla bu ihtiyaçlarına da geçici çözümler yerine, kalıcı çözümler üretelim.

Devamı


2003/13. “İmam Hatip Lisesi Arapça Ders Programı Uygulamalarıyla İlgili Sorunlar”

“İmam Hatip Lisesi Arapça Ders Programı Uygulamalarıyla İlgili Sorunlar” Değerler Eğitim Merkezi tarafından 6-7 Aralık 2003 tarihinde İstanbul’da düzenlenen “İmam-Hatip Liselerinde Eğitim ve Öğretim” konulu toplantıda yapılan müzakere metni.



2003/9. “İlâhiyat Fakültelerinde Arapça Öğretimi ve Problemleri”

İMAM HATİP LİSESİ ARAPÇA DERS PROGRAMLARININ TANITIMI[1]

Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN[2]


Öncelikle bu toplantıyı düzenleyen ve özellikle benim anketimi İstanbul’daki öğretmenlerimize dağıtan ve toplayan Sakarya Üniversitesi’nin değerli yönetici ve çalışanlarına çok teşekkür ediyorum. Aynı şekilde toplantımıza katılanlara da teşekkür ediyorum.

Bu konuşmada, İmam Hatip Liselerinde Arapça ders programını tanıtacağım.

Ülkemizde Arapça öğretimi ilk ve orta öğretimde; İmam-Hatip Liselerinde, yüksek öğretimde; İlâhiyat Fakülteleri, Arap Dili ve Edebiyatı bölümleri ile Arapça Öğretmenliği bölümlerinde; yaygın eğitim kurumlarında; Halk Eğitim Merkezleri ve özel dershanelerde yapılmaktadır.

İmam-Hatip ve Anadolu İmam-Hatip Liselerindeki meslek dersleri içinde, Arapça dersi bir anlamda anahtar konumundadır. Başta Kur'an ve Hadis olmak üzere dinî kaynaklar Arapça’dır. Bu nedenle meslekî metin/diyalogları okuyup anlayabilmek için bu dili öğrenmek gerekmektedir. Bugün İmam Hatip Liselerinin hazırlık sınıflarında haftada 15 saat Anadolu İHL de 9 saat, diğer sınıflarda 4’er saat Arapça dersi okutulmaktadır.

Devamı


2003/1. “Din Eğitimde Metodoloji Problemi Konulu Tartışmalı İlmî İhtisas Toplantısı”

10-11 Mayıs 2003 tarihlerinde İstanbul’da İslâmî İlimler Araştırma Vakfı tarafından düzenlenen “Din Eğitimde Metodoloji Problemi” Konulu Tartışmalı İlmî İhtisas Toplantısında yapılan müzakere metinleri

Prof.Dr.Mehmet Zeki AYDIN[1

Prof. Dr. Cemal Tosun’un “Din Öğretimi Yöntemlerinin Bilimselleştirilmesi” başlıklı tebliğini müzakere

Öncelikle, bu toplantıyı düzenleyen vakıf yetkilileri ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Aynı şekilde, Prof. Dr. Cemal Tosun arkadaşımızı “Din Öğretimi Yöntemlerinin Bilimselleştirilmesi” başlıklı tebliğini açık ve anlaşılır bir biçimde hazırlamasından dolayı tebrik ediyorum. Gerçekten doyurucu bir tebliğ olmuş teşekkür ediyorum.

Tebliğe kullanılan kavramların anlamlarını açıklayarak başlamak çok yararlı bir yaklaşım. Cemal Bey, burada hem kavramları ne anlamda kullandığını açıklıyor hem de söz konusu kavramların kullanımındaki yanlışlara dikkat çekiyor.

Gerçekten özellikle bizim ilâhiyatçılar arasında eğitim ve öğretim tanımlarında  bir yanlış anlama bulunmaktadır. Eğitim kavramı bir çok disiplin tarafından farklı şekilde tanımlanmıştır. Günümüzde eğitim bilimcilerinin yaptıkları, bir anlamda teknik tanıma göre eğitim, bir davranış değişikliği oluşturma sürecidir. Buradaki anahtar kavram davranış kelimesini açarsak konu daha iyi anlaşılır. Davranış, canlının görülen ve görülmeyen tüm faaliyeti demektir. İnsanların inançları, düşünceleri, duyguları, tutumları, becerileri, alışkanlıkları, huylarına davranış diyoruz. Buna göre eğitimi tanımlarsak; eğitim, bireyin davranışlarında (yani, inançlarında, düşüncelerinde, duygularında, tutumlarında, becerilerinde, alışkanlıklarında, huylarında) değişiklik oluşturma sürecedir.

Devamı


2002/8. “Yılmaz Özakpınar’ın  İslam Dünyasında Kültür Değişmesi adlı bildirisini  müzakere.”

Prof.Dr.Mehmet Zeki AYDIN[1

Doç. Dr. M. Zeki AYDIN (Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi) - Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tutarlı ve güzel tebliğinden dolayı Yılmaz Özakpınar Hocarnı tebrik ediyorum, teşekkür ediyorum. Yaklaşık 100-150 yıldır Türkiye'de ya da İslam dünyasında değ¬işim eşittir Batılılaşma şeklinde bir anlayış var. Ama, nelerin alınması gerektiği konusunda değişik görüşler var. Hocam, bir anlamda bunları sentezlemiş, uzlaştırmış ve bize bir model öneriyor. Katılmamak mümkün değil.

Bilindiği gibi, Batılılaşma önce askeri alanda Avrupa'yı taklitle başladı. Daha sonra oradan siyasi bir uzantısı olarak laikliği aldık ve bu değişimi devlet eliyle gerçekleştirınek üzere yola çıktık. Yılmaz Bey, bu değişimle ilgili olarak, bilinçli olarak bu değişim devam ediyor dedi. "Bilinçli" kelimesini, neyi niçin yapıyor anlamında aldığımız zaman pek bilinçli yaptığımız söylenemez; ama, "bilinçli"yi iradi olarak, isteğe bağlı olarak anlarsak, herhalde bu anlamda isteğe bağlı olarak Batılılaşıyoruz. Ama, herhalde tam bilinçli olarak yaptığımız söylenemez; yani, neyi niçin yaptığımız anlamında, orada eksiğimiz olduğunu düşünüyorum.

Hocam, diyor ki, "bütün enerji olumlu işlere yöneltilmelidir; ne laikliğe karşı ağız dalaşına girişmeli ne de bin yıldır Türk kültürüyle işlenen İslam medeniyetini küçültecek ve Müslümanların ruhunu yaralayacak tavırlar içine girilmemelidir." Bence, bu sözler Hocamın tebliğini özetliyor, buna katılmamak mümkün değil.

Devamı


2002/4. "Batı Avrupa Ülkelerinde Yaşayan Türkler İçin Din Görevlisi Yetiştirilmesi"

Prof.Dr.Mehmet Zeki AYDIN[1

BATI AVRUPA ÜLKELERİNDE YAŞAYAN TÜRKLER İÇİNDİN GÖREVLİSİ  YETİŞTİRİLMESİ [1]

Doç. Dr. Mehmet Zeki AYDIN[2]              

Bu tebliğde önce, Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkler için din görevlisi yetiştirilmesinin gereği üzerinde durulacak, sonra da bu görevlilerin Türkiye’de ve söz konusu ülkelerde yetiştirilmesine yönelik teklifler açıklanacaktır.

PROBLEM

Bugünkü T.C. sınırları içerisinden Batı Avrupa ülkelerine yönelen ilk göçler, 20. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı İmparatorluğunun çöküş dönemine rastlar. 1900-1920 yıllarında Osmanlı Türklerinin Avrupa'daki varlığı hissedilse bile, Türk nüfusunun patlaması 1961 yılından sonra olmuş ve imzalanan göç antlaşmaları çerçevesinde belli bir hareketlilik kazanmıştır. Ancak, işgücü ihtiyacını ülke dışından karşılayan ülkelerin, kapılarını kapatarak işçi alımlarını durdurmasıyla ülkede Türk nüfusunun artması, doğal olarak, aile birleşimine ve doğumlara bağlı hâle gelmiştir. Bugün Batı Avrupa ülkelerinde bulunan Türklerin sayısını tam tespit etmek oldukça güçleşmiştir. Ancak genel olarak Batı Avrupa ülkelerinde yaşayanların 3 milyondan fazla olduğu kabul edilmektedir.

Başlangıçta çalışmaya yalnız giden erkek işçileri izleyen kadınlar ve çocuklar, 1970'li yıllarda göçmen işçilerin düzenli aile yerleşimine geçmesine imkan sağlamıştır. İşçi göçü Batı ekonomilerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak gelişen bir olgudur. Bunu, nüfus artışı kısıtlı olan Avrupa ülkelerinin demografik destek ihtiyacına cevap olan aile göçleri izlemektedir. Ancak, bu tür ihtiyaçların giderildiği kanısı yaygınlaştığında, Avrupa Hükümetleri'nin göç yollarını tek yönlü olarak kapattığı gözlenmektedir. Nitekim, 1980'li  yıllarda toplu işçi alımları durdurulmuş ve aile birleşmelerine de kısıtlamalar getirilmiştir. Bu durum, Avrupa'ya dağılan Türk nüfusunun giderek artma çabasını ve Avrupa'da yetişen nesilde akraba evliliklerini gündeme getirmiştir. Eşlerini tercihen Türkiye'den getiren Türkler de göçmen nüfusun artışına katkıda bulunmaktadırlar.

Devamı


2002/3. "Kur'an Kurslarının Sorunları ve Geleceği"

 Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından 28-29 Mayıs tarihinde Kayseri’de düzenlenen “Yaygın Din Eğitiminin Sorunları” sempozyumunda Prof. Dr. M. Faruk Bayraktar’ın “Kur’an Kurslarının Sorunları ve Geleceği” başlıklı tebliğini

MÜZAKERE[1]

Prof.Dr.Mehmet Zeki AYDIN[1

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan, öncelikle hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum.

Müzakereye başlarken Sayın Hocamı bu doyurucu tebliği için tebrik ediyor, kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. Gerçekten Hocam, 1992'de yayımlanan çalışması ile Kur'an kursları konusunda yeterli bilgi birikimine sahip bir kişidir. Bu tebliğ yeni bilgi ve gözlemlerle de desteklenmiştir.

Tebliğde Kur'an kurslarının sorunları sistematik olarak ele alınmış ve çözüm önerileri sıralanmıştır. Ben burada tebliğe eleştiriden çok bazı noktaları biraz daha açarak katkılarda bulunacağım.

Kur'an kursu öğreticilerinin öğretmenlik bilgilerinin eksik olması önemli bir konudur. Bu konuda yeni atamalarda ilâhiyat fakültesi mezunlarının ataması yapılması şart görünüyor. Bunun yanında mevcut öğreticilerin hizmet içi eğitimleri önemlidir. İmkanlar ölçüsünde öğreticilerin uzun süreli hizmet içi eğitimden geçirilmeli hedef olmalıdır. Ancak özellikle bayan öğreticileri uzun süreli ve başka şehirlerde kurs veya seminere almak oldukça sorunludur. Hatta görev yaptıkları şehirlerde bile hizmet içi eğitimde zorluklar yaşanmaktadır. Bir çoğu evli ve öğleden sonralarını çalışmayacak şekilde düzenleyen öğreticiler için hizmet içi eğitim çalışmalarının eylül ve ekim ayları içinde yapılmasının uygun alacağını düşünüyorum. Bilindiği gibi eylül ve ekim aylarında Kur'an kurslarına öğrenci kayıtları yapılmaktadır. Bir çok kursta öğrencilerin toplanması yaklaşık ekim ayının sonunu bulmaktadır. Bu durumdan yararlanarak bu aylarda kurslarda iki saatlik bir dersten sonra öğreticiler iki üç saatlik bir hizmet içi kurs veya seminerine alınabilirler. Böylece hem kurslar kapanmamış hem de öğreticiler eğitilmiş olurlar. Hizmet içi eğitim çalışmalarında İlâhiyat Fakülteleri ile işbirliği yapmanın önemini de bir daha hatırlatmakta yarar vardır.

Son olarak, tebliğde üzerinde durulan kurslarda sosyal ve kültürel faaliyetlerin yapılması ile ilköğretim okullarından ve halk eğitim merkezlerinden yararlanmanın da önemli olduğunu vurgulamak istiyorum.

Beni sabırla dinlediğiniz için hepinize teşekkür eder, saygılar sunarım.

Doç. Dr. Mehmet Zeki AYDIN[2]

[1 Bu MÜZAKERE, Erciyes Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi tarafından Kayseri'de 28-29 Mayıs 2002 tarihlerinde düzenlenen "Yaygın Din Eğitiminin Sorunları Sempozyumu" nda, Prof.Dr. Mehmet Faruk Bayraktar'ın "Kur'an Kurslarının Sorunları ve Geleceği İle İlgili Bazı Düşünceler" başlıklı tebliğine yapılmıştır.

[2] Sivas C.Ü. İlâhiyat Fakültesi Din Eğitimi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi.

Devamı


2001/9. Din Eğitiminin Günümüzdeki Problemleri ve Çözüm Önerileri Tartışmalı İlmî Toplantı

2001/9. Kenan Demirtaş’ın ve Prof. Dr. Cemal Tosun’un bildirilerini müzakere, TİDEF tarafından düzenlenen, Din Eğitiminin Günümüzdeki Problemleri ve Çözüm Önerileri Tartışmalı İlmî Toplantı, Ankara 2001, ss.30-33, 48-49.



2001/8. Prof. Dr. Beyza Bilgin ve Prof. Dr. Cemal Tosun'un bildirilerini müzakere.

Prof.Dr.Mehmet Zeki AYDIN[1

Doç. Dr. Mehmet Zeki AYDIN

Sayın Prof. Dr. Beyza BİLGİN'in tebliğinin tartışması)[1]

Teşekkür ediyorum, Sayın Başkan. Ben öncelikle değerli konuşmacılara teşekkür ediyor, dinleyenlerimizi de saygıyla selamlıyorum. Beyza Bilgin Hocamız ve Recai Doğan Bey,  tarihî süreç içerisinde Türkiye’deki din dersini ortaya koydular. Ben bu görüşleri eleştirmekten daha çok katkılarda bulunmak istiyorum. Bunu yaparken de dinleyicilerimizin iki grup olduğunu görerek hareket etmek istiyorum. Bildiğimiz gibi burada Türkiye’den katılan değerli dinleyiciler var ve bu son bölümde ağırlıklı  olarak konuşmacı olarak gelmiş Türkiye’deki din dersi uygulamalarını öğrenmek isteyen yabancı konuklarımız var. Bu her iki grubun da dünden bu yana dinledikleri Avrupa’daki din öğretimi uygulamaları ile Türkiye’deki din öğretimi uygulamalarını sağlıklı bir şekilde karşılaştırabilmeleri için biraz daha açıklamaya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Avrupa ülkeleri özellikle iki tür okul yapısına sahiptir. Bunlardan birisi kamu okulları, diğeri de özel okullardır. Bu okullardaki uygulamalar, kendi tarihî yapıları içerisinde ülkelere göre farklılık gösterdiği gibi, program ve programların uygulanması bakımından da birbirinden ayrılmaktadır. Özel okulların çoğunluğu, dinî grup ve cemaatlere bağlı özellikle de Kiliselere bağlı okullardır. Dolayısıyla bu okullardaki öğretim din ağırlıklı olarak verilmektedir. Bu nedenle, bu ülkelerdeki din dersleri bizim Türkiye’de mezhebe dayalı dediğimiz (confesionnelle) din dersidir. Bu dersin amacı, inananlarına kendi dinlerini öğretmek, öğrencilerin dinî duygularını geliştirmektir. Türkiye’deki din eğitimi uygulamaları ise, ülkemizin durumu ve devlet yapımıza bağlı olarak gelişmiştir. Türkiye’de Batıdaki anlamda iki tip okulumuz yoktur. Tek tip okul vardır. Özel okullarımız vardır ancak, bu okullar, paralı olması ile özel kişi ve kurumlar tarafından işletilmesinin dışında program ve uygulamalar açısından devlet okullarından farklı değildir. Buna bağlı olarak, Türkiye’deki din dersi ve diğer derslerin programı tek tiptir. İki uygulamanın karşılaştırılmasında, bu durumu çok açık bir şekilde görmek mümkündür. Ben, Türkiye’deki din dersi uygulamalarının, sorunları olmasına rağmen, kendi tecrübemiz içerisinde geliştirdiğimizi düşünüyorum. Çünkü her ülkenin siyasî, sosyal ve kültürel yapısı o ülkedeki din dersinin uygulanış biçimini de belirlemektedir. Türkiye’deki uygulamalara, kendi tecrübesi ışığında biraz önce anlatılan, tarihî süreci de dikkate alarak baktığımız zaman, güzel bir yere gelmiş bulunmaktadır. Şu andaki duruma göre, Anayasamızın 24. maddesi din eğitim ve öğretiminin devletin denetim ve gözetimi altında olacağını belirtmektedir. Devletin denetim ve gözetim hakkı olan bir yerde, devletin görevi de var demektir. İşte devletin görevlerinden birisi de, halkın dinî ihtiyaçlarını karşılamaktır. Türkiye’deki sosyolojik yapıya baktığımız zaman, diğer bir çok Avrupa ülkesine göre çok ayrı dine  mensup insanların olmadığını görüyoruz. Dinî dağılım açısından, yüzde bir gibi bir azınlığın dışında ortak bir dinî paydamız vardır. Bu çerçevede devlet, vatandaşların dinî ihtiyaçlarını karşılamak üzere, 1982 yılına kadar, isteğe bağlı şekilde, okullarda din dersine yer vermiştir. Ancak son 1982 Anayasasıyla, inanıp inanmamak kendisine bağlı olmakla birlikte, öğrenciler, yaşadıkları toplumdaki dinî inançları bilmek ve ortak din kültürü  almak açısından  din dersi okumak zorundadır. Bu çerçevede, Türkiye’deki Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi derslerinin içeriği, diğer dinlerle birlikte, İslâm dini ağırlıklı şekilde oluşturulmuştur. Bunun yanında, derslerde ahlâkî bilgilerde ağırlıklı olarak yer almaktadır. İşte bu açıdan baktığımız zaman, Türkiye’deki uygulamaların, Türk tecrübesini yansıttığını ve bu konuda bir çok ülkeye örneklik edebileceğimizi düşünüyorum. Çünkü her toplumun kendi tarihî, kültürel ve sosyal yapısı  gereği din dersinin farklı uygulamaları olabilir. Nitekim Avrupa Birliği ülkelerinin kendi içerisinde farklı uygulamalar olduğunu görüyoruz. Örneğin, bir Belçika’daki yapıyla Fransa’daki yapı hiç birbirine benzememektedir. Avrupa Birliği yasalarında ve belgelerinde de “her ülke din eğitimini kendi yapısına göre belirler” ilkesi geçerlidir. Ülkemizdeki uygulamalar, bizim için şanstır ve bu şansı iyi kullanarak şu anki uygulamamızın eksikleriyle beraber geliştirilmesi yerinde olacaktır. Hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

Mehmet Zeki AYDIN

Devamı


2001/4. “Avrupa Birliği Ülkelerinde Din Eğitimi Uygulamaları ve Türkiye İle Karşılaştırılması”

Prof.Dr.Mehmet Zeki AYDIN[1

AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE DİN ÖĞRETİMİ VE TÜRKİYE İLE KARŞILAŞTIRıILMASI[1]  

Doç. Dr. Mehmet Zeki AYDIN

Sivas C.Ü. İlahiyat Fakültesi

Din Eğitimi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi

Bu tebliğde, önce Avrupa Birliği ülkelerindeki din öğretimi uygulamaları hakkında bilgi verilecek ve ardından Türkiye’deki din öğretimi uygulaması ile karşılaştırılacaktır.

Problem

Çeşitli ülkelerdeki din eğitimi uygulamalarının bilinmesi ve Türkiye ile karşılaştırılması Karşılaştırmalı Eğitim Bilimi ve Türkiye’deki din eğitimi tartışmaları açısından önem taşımaktadır.

Türkiye’de din eğitimi sorunu, yaygın olarak tartışılmakta ve sürekli güncelliğini korumaktadır. Öyle anlaşılıyor ki, bu tartışmalar daha uzun süre devam edecektir. Türkiye’nin Avrupa Birliğine aday olması,  tartışmalara ayrı bir boyut daha kazandırmaktadır.

Avrupa Birliğine girme süreci içerisinde olan Türkiye’de birliğe tam üyelikle birlikte bir çok şeyin değişmesi kaçınılmazdır. Bu çerçevede Avrupa Birliği üyeliği ile eğitimimizde özellikle de din eğitimi uygulamalarında nasıl değişiklikler olacaktır? Avrupa Birliği, din eğitimi konusunda Türkiye’den bazı değişiklikler isteyecek midir? Bu vb. sorular zaman zaman sorulmakta ve çoğu zaman Avrupa Birliği ülkelerindeki uygulamalar bilinmeden, herkes kendi kafasında oluşturduğu Avrupa çerçevesinde değişiklikler beklemektedir. Bu konuda kimi çevreler, Avrupa ülkeleri okullarında zorunlu din dersi yoktur derken kimileri de, Avrupa Birliğine girersek dinî özgürlüklerimizin artacağını söylemektedir. Bu konuda cevaplandırılması gereken iki soru da şudur:

1. Avrupa Birliği bizim din eğitimimizi ne kadar değiştirecek?

2. Din eğitimi uygulamalarında Avrupa ülkelerinin hepsinde durum aynı mıdır?

Bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da tartışmaların çoğu zaman bilimsellikten uzak olduğu gözlenmektedir. Bu nedenle konunun bilimsel çerçevede ele alınmasında yarar vardır. Bunun için Avrupa ülkelerinde din eğitimi uygulamalarını bilmemiz ve bu tecrübelerden yararlanılarak kendi sistemimizi değerlendirmemiz gerekmektedir.

Devamı


2000/6. "Batı Avrupa Ülkelerinde Yaşayan Türkler İçin Din Görevlisi ve Din Dersi Öğretmenlerinin Yetiştirilmesi"

Prof.Dr.Mehmet Zeki AYDIN[1

BATI AVRUPA ÜLKELERİNDE YAŞAYAN TÜRKLER İÇİN DİN GÖREVLİSİ VE DİN DERSİ ÖĞRETMENLERİNİN YETİŞTİRİLMESİ [1]

Doç. Dr. Mehmet Zeki AYDIN[2]                

Bu tebliğde önce, Batı Avrupa ülkelerindeki İslam din dersi ile ilgili gelişmeler açıklanacak, bu ülkelere yönelik İslam din dersi öğretmenlerinin yetiştirilmesinin gereği üzerinde durulacak, sonra da bu öğretmenlerin Türkiye’de ve söz konusu ülkelerde yetiştirilmesine yönelik teklifler açıklanacaktır.

PROBLEM

Batı Avrupa’ya önceden işçi olarak giden gurbetçilerimize artık Batı Avrupa Türkleri denilmektedir. Önceleri bekar olarak giden işçilerimizin helal gıda ve namaz vb. pratik ibadet ihtiyacını gidermek temeline dayanan yapılanmalar, aile göçleri ile birlikte başta çocukların eğitimi olmak üzere ciddi kurumlar oluşturma gereğini ortaya koymuştur. İlk önceleri acil ihtiyaçlar, Türkiye’den öğretmen, din görevlisi gibi personel gönderilmesi ve bu insanların kendilerinin kurdukları dernekler tarafından açılan mescitler, kurslar, kültür merkezleri vb. yoluyla karşılanmaya çalışılmıştır.

Ancak, bugün gelinen noktada, Batı Avrupa ülkeleri dediğimiz Almanya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda, İngiltere, İsveç, İsviçre ve Norveç’te bulunan yaklaşık 3 milyon civarındaki Türklerin  bulundukları ülkelerden dönüş yapmak istemedikleri bilinen bir gerçektir. O halde, artık söz konusu ülkelerdeki Türklere geçici işçi ve gurbetçi gözüyle bakmaktan vazgeçerek onları, Batı Avrupa Türkleri olarak adlandırmak ve sorunlara bu açıdan bakmak gerekmektedir. Ayrıca Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan bu Türkler, diğer Müslümanlarla birlikte Avrupa ülkelerinde Müslüman azınlık durumuna gelmişlerdir.

Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan Müslümanların sosyal, kültürel, dini, ve eğitim yönünden bir çok sorunu bulunmaktadır. Bunlardan birisi de çocukların içinde yaşadığı ortama uyumlu biçimde Müslüman kişiliğini ortaya koyabilmesidir. Müslüman çocuklarının bu kimliği kazanmaları, bir çok etkene bağlı olmakla birlikte, sağlıklı bir İslam din eğitimi almalarını gerekli kılmaktadır. Bilindiği gibi,  Batı Avrupa ülkelerinde çocukların İslam dini eğitimi alabilecekleri aile, cami ve okul olmak üzere üç önemli kurum bulunmaktadır.

Devamı


1999/5. "Din Öğretiminde Yeni Modeller"

"Din Öğretiminde Yeni Modeller", Cumhuriyetin 75. Yılında Türkiye'de Din Eğitimi ve Öğretimi, (İzmir 4-6 Aralık 1998), Ankara 1999, ss.572-577.



1997/4. Genel Öğretim İçinde Din Eğitimi ve Öğretimi, Bilimsel Toplantıda yapılan müzakereler

1997/4. Genel Öğretim İçinde Din Eğitimi ve Öğretimi, Bilimsel Toplantıda yapılan müzakereler, İFAV Yayınları, İstanbul 1997.